« Önceki |

28/10/2008

Ey ellerimden tutanım...

SENSİN her zaman yanımda olan,dar zamanlarımda yüreğimin yankılarini duyan...
SENSİN karanlıklar ortasında dolunaylar gibi kalbime doğan..
SEN benden cansın,SEN hayatıma anlamsın..
geceleri buram -buram tüten hıçkırıklarımdan,bütün arayışlarımda,dalgalı bir denizin ortasında çırpınan ruhumda ,SENSİN gökkubbemin rengarenk gökkuşağı...

özüm SENSİN,TEBESSÜM ETTİĞİMDE SEN BENİM GÜLÜMSEMENSİN..
SEN benim yüreğimsin,beni hakiki seven SENSİN..
ellerimin,gözlerimin,yüreğimin mimarı!
her bir zerrenmin nakışlarında,sanatından bir emareyim..
gözlerime NURUNDAN ışıklar vermeseydin,şu kainat tablosunu göremeyecekti gözlerim.

sevgiyi kalbime ilham etmeseydin,SENİ SEVMENİN güzelliğini,sonsuz acizliğimle bilemeyecekti yüreğim..
gözlerime ağlamak nimetini vermeseydin,gözyaşının kalbimle olan dostluğundan bi-haber kalacaktı gözlerim..
her gün güneş olup aydınlattın semaları,karanlıkta bırakmadın umutlarım..

EY CÖMERTLERİN EN CÖMERTİ!
REZZAK İSMİNLE donattın afakımı,SETTAR İSMİNLE örttün ayıplarımı,
TEVVAB İSMİNLE her defasında kabul ettin tevbelerimi...
"YİNE GEL"!DEDİN..tekrar geldim ,SANA GELDİM ALLAH'IM!
VEDÜD OLAN SENSİN SEVEN SENSİN,SENDEN başka kimim var ki,kapısına gideyim?
aşkınla kuşat,aşkından mahrum kalmış naçar yüreğimi..
baharım SEN OL SEVGİLİ.!HAZANDA BIRAKMA,yapraklarım dökülüyor..
GÜLİSTANIM SEN OL EY SEVGİLİ!

EY ELLERİMDEN TUTANIM.!SANA kavuşmak çıktığım bu sevdalı yolculukta sarp yokuşları çıkarma karşıma..
ey fukara yüreğimin RAHMETİ SONSUZ SEVGİLİSİ!beni SANA sürünerek değil,koşarak getir..
uzattım ellerimi,bırakma beni.toprağımda NURUN OL,CENNETİMDE GÜLÜM OL!
ELİM SEN OL ALLAH'IM!KOLUM KANADIM,DİLİM DAMAĞIM,TEK GÜVENİM DAYANAĞIM,SAHİBİM SEN OL..
AYIM GÜNEŞİM,GÖZYAŞİM TEBESSÜMÜM,SEN OL..
GELDİM İŞTE KAPINA,AŞKININ FUKARASIYIM..
AŞKIM SEN OL ALLAH'M,AŞKIM SEN OL!

13/10/2008

Denenmiş yanlışlarla yeniden yanlışa düşürme beni...

Bunu acizliğimin duası say Ya Rabbi
Cahilliğimi bağışla
Ve ihtiyacı neyse onunla nimetlendir kalbimi

Gözümün pınarında her daim yaş hazır bekliyor.
Yürek sanki bir açık yara, ne değse sızım sızım sızlıyor.
Canı yanınca feryad ediyor insan
Canı yanınca yanında kim varsa ona uzanıyor
Şifa senin elindedir Ya Rabbi.
Yanlış adreslerden çevir adımlarımı
DENENMİŞ YANLIŞLARLA YENİDEN YANLIŞA DÜŞÜRME BENİ..


Ben külhanbeyi cümlelerini çok kurdum
Külhanbeyliğine soyunup
kul olduğumu hatırladığım yollarda çokça yoruldum
Şimdi birkaç hayat yaşamışçasına yorgun
Birkaç hayat yaşamışçasına bitiksem
Suçlu aramaya ne hacet
Suçlusu benim
Ben hem kendi hayatımın
HEM YİTİRDİĞİM ZAMANIN KATİLİYİM.



Şimdi ben adına herşeyimi tüketmiş kapında duruyorum
Bir aralasan rahmet perdeni diye dua dua bekliyorum
Ne hakkım var istemeye ne yüzüm biliyorum
Lakin senin keremine sınır konmaz.

Senin rahmetin öyle bir deryadır ki
benim günahlarım ona bent olmaz.
Affet Ya Rabbi
Affınla yeniden yeşert kalbimi
Affet Ya Rabbi
İSRAF ETMEME İZİN VERME KENDİMİ.. 

AMİN...

 
 

11/10/2008

Ey canımın canı olan ALLAH'IM....

Ey canımın canı olan ALLAH'ım
Madem senin lütfunla yaşıyorum
madem üfledigin ruhu taşıyorum
Artık kendimi kirletmeyecegim
Madem kalbimi aydınlatan sensin
Bütün yalan düşünce ve hisleri
kalbimden uzak tutacagım
madem kalbime misafir oldun
Senden başkasını içeri almayacagım
madem ki bana hayat veren sensin
hayatımla Seni anlatacagım
Ey gönlümün hakiki sultanı
seni görmesem ne rahatım ne huzurum olur
Sen diyorsun ki;
"Onlar Rablerine bakarlar"
Yarab ben onlardan degil miyim
Ey ruhumun arkadaşı
beni şu dünya topragından kopar da
cennetin bir köşesine dik
hem ben hem cennet ehli svinsin
bana öyle güzel bir koku ver ki
bu Muhammed'in çiçegi;
kokusu Muhammed(sav) kokusu densin
Ey yalnızların yoldaşı
eger benimle konuşmazsan
kalbimi sükutunla doldurup
buna katlanacagım
kıpırdamadan duracagım
ve sabırla bekleyecegim
Muhammed i bekleyecegim Hatice'yi bekliyecegim
Ali'yi Bilal 'i bekleyecegim
beni Sana getirmelerini isteyecegim
YARABBİ ..derdimi biliyorsun
kalbimin hüznünü biliyorsun
sana varmak için çektigim acıları biliyorsun
görüyorsun ki Rabbim herşeyi kaybettim
ne bir dost kaldı yanımda
ne bir çiçek açıyor şu yalancı dünyamda
günden güne kuvvetten düşüyorum
ama Rabbim ben hiç ümitsiz olmadım
sana dua ettigimde bedbaht olmadım
görüyorsun ya Rabbim bu dert dilime ve kalbime dokundu
senden şifa diliyorum
korkuyorum Rabbim ,
dilimin seni unutmasından korkuyorum
rahmetinden beni bu korkulardan, emin kılmanı bekliyorum.
her sevgi,her bakış bir gün kaybolur ama
Rabbim sen hepsinden başkasın
her dost her sıgınak bir gün yıkılır ama
Rabbim sen herzaman varsın
her yüz her gönül bir gün yüz çevirir ama
sen hepsinden başkasın
yüz çevirmezsin
her yıldız her parıltı bir gün söner ama
sen başkasın Rabbim
sen yerlerin ve göklerin nurusun
sen hiç sönmeyen nursun
ey Rabbim bil ki
bu kalbi sana vermek
ve senden başkasını bu kalbe
sokmak istemiyorum.
beni bu istek ve niyetimden ayırna
bana güç ve nur ver
kalbimi sevginle yaşat

Aminnnnnn,Aminnnnn

11/10/2008

Ey Yâr, Susuşum Sözümü Esirgemekten...

Ey yâr, susuşum sözümü esirgemekten değil. Sana değen sözleri çoktan yitirdim; dudağım avare, dilim perişan.

Aklım ermiyor ki, sustuğumu bileyim. Kalbim ayılmıyor ki sana hitap edeyim. Kelimelerin sıcağı kaçmış, hece hece küllenmişler; sükût lehçesinde aç susuz bir mülteciyim şimdi. Seni taşa benzettiler. Öyle dilsiz, öyle hayatsız, öyle duygusuz diye. Değirmende konuşan taş değil midir peki? Acıyı öğütüp ekmek eyleyen senin dönüşün değil mi? Sen değil misin kabrimi bekleyen sadık yâr? Dillerin sustuğu yerde sen değil miydin ısrarla adını söyleyen unutulanların? Sen değil misin nice dertlinin derdini hiç itirazsız dinleyen?

Sahiden taş mı kesildin? Oysa, sen sözlere efsûn bağışlayan dudaksın. Nefesi boşluğun hapsinden kurtarırsın. (Belki de her ses bir mahpusun kırılmış zincirlerinin şakırtısıdır.) Sana değdiği yerde dirilir sessizlik. Sana vuruldukça hece hece kanatlanır suskunluk; şiirlerin ufkuna yükselir söz, öykülerin kuytularında giyinir. Sen, dağı delen Ferhat?sın; söz ki dağı kar gibi eritir de Şirin yâri sımsıcak kucaklar. Sen Aslı?ya Kerem?sin; ses ki çatlak dudaklardan sızan kevserdir. Sen Kerem?in Aslı?sın; söz ki tek bir hecesi bizi varlığın koynuna saklar; ?Ol!?sözü hatırına yokluk varlığa yüz bulur.


Taşın sözü yok mudur ey yâr? Taş dediğin konuşur. Zamanın dudağıdır. Çatlaklarından acılar sızar; kuytularında çocuk gülüşleri gibi neşeler saklar. Taş dediğin susar. Zamanın dilidir; bir bakışında nice gürültüyü susturur; anlamsız telaşları dağıtır, hoyrat koşturmaları durdurur. Kadîm zamanlar içinden sızıp gelen bir kan gibidir taş; nabzımızı doldurur.

Taş zamanla eskimez mi? Sen zamansın, ey yâr, gelir ve gidersin. Saatlerin kadranında uslu uslu gezinirsin amma saçlarımı değil sadece kemiklerimi dağıtırsın. Usulca sokulursun odama; ?tik-tak?, sadece ?tik-tak?, eşyalarımı değil sadece beni de benden çalarsın; elbisemi değil sadece tenimi de soyarsın. sevdiğimle arama ayrılıklar koyansın. Sen çoğaldıkça ben azaldım; seni tükettim derken ben tükendim. Sen zamansın, ey yâr, pek kıskançsın.

Taş kesilmişsin ki sana vefasız dediler. Tanımazmışsın beni. Adımı bile anmazmışsın. Güzellikten hiç anlamazmışsın. Mehtabı kucaklayan sen değil misin her defasında? Günün ilk ışıkları sana koşmadı mı her sabah? Nice surlarda masum bebekleri bekleyen sendin. Nice sütunlarda fısıltılı dualara fısıltını ekleyen sensin. Köprülerde kemerlerde yâri yâre kavuşturan senin metanetin değil mi? Çeşmelerden serin sulara yol veren senin serinliğin değil mi? Dereler boyu suların elinden tutup şarkılar söyleyen sen değil misin?

Aslında kendi taşını dikiyor değil mi insan? Her gün bir önceki günde bırakırız bedenimizi. Her yeni günün sabahında eskimiş bedenlerini yüklenir gibi insan. Sanki yakamızda çocukluk fotoğrafımızı taşır gibi yürürüz yeni zamanlara. Kendi cenazesini kaldırır gibidir insan. Baktığımız her yüzün ardında eskimiş yüzler saklıdır. Şimdiki bedenimiz daha öncekilerin başını bekleyen konuşkan bir taştır. Ölmüş yanlarımızı hatırlatır. Bir taş gibi ağırlaşır gözlerimizin karası. Var-yok arası bir titreyişe dönüşür nefesimiz. İki nefes ortasında dikilir taşımız. Taştan taşa koşar bakışımız. Hatıralarda saklı, solgun fotoğraflara nakışlı yüzler üzerine uzanır gölgesi.

Sen değilsin; taş benim ey yâr. Kendimi taşımaya mecâlim yok. Kendime söyleyecek sözüm yok. Kabrimden kalbine taşınıyorum ey yâr. Suskunluğum taş olmaklığımdan. Sözsüzlüğüm sözümü taşa devrettiğim için.

Bağrımda ağır ve soğuk bir suskunluk... / Taşıdığım sensin ey yâr. / Söze sığdıramadığım. / Ve hiç susturamadığım. / Ne oldu kalbime? / Katılaştı, katılaştı. / Taştan da katılaştı. / Ağlarsa, taşlar ağlar. / Ben ağlayamadım; sen ağla... / Taş değil misin ey yâr?

Senai Demirci

11/10/2008

Gözümün pınarında her daim yaş hazır bekliyor...

KALBİM Kİ KÖRDÜR istediğinden gayrısına?!!!

İstediğinin hayır mı yoksa şer mi olduğuna?
Beni kalbimin ellerine bırakma Ya Rabbi..
Kalbimin elinden çektim çekeceğimi yıllarca?
Şimdi dönüp içimde bir karanlık görüyorsam
Ve bu karanlığın korkusuyla
AYDINLIK SANDIGIM,
HER KÜÇÜK YILDIZ BÖCEĞİNE KOŞUYORSAM
Bunu acizliğimin duası say Ya Rabbim...
Cahilliğimi bağışla
Ve ihtiyacı neyse onunla nimetlendir kalbimi?
Gözümün pınarında her daim yaş hazır bekliyor.
Yürek sanki bir açık yara, ne değse sızım sızım sızlıyor.
Canı yanınca feryad ediyor insan
Canı yanınca yanında kim varsa ona uzanıyor
Şifa senin elindedir Ya Rabbi.
Yanlış adreslerden çevir adımlarımı
DENENMİŞ YALNIŞLARLA,
YENİDEN YALNIŞA DÜŞÜRME BENİ..
Ben külhanbeyi cümlelerini çok kurdum
Külhanbeyliğine soyunup
kul olduğumu hatırladığım yollarda çokça yoruldum
Şimdi birkaç hayat yaşamışçasına yorgun
Birkaç hayat yaşamışçasına bitiksem
Suçlu aramaya ne hacet
Suçlusu benim
Ben hem kendi hayatımın
HEM YİTİRDİĞİM ZAMANIN KATİLİYİM.
Şimdi ben adına herşeyimi tüketmiş kapında duruyorum
Bir aralasan rahmet perdeni diye dua dua bekliyorum
Ne hakkım var istemeye ne yüzüm biliyorum?
Lakin senin keremine sınır konmaz.
Senin rahmetin öyle bir deryadır ki
benim günahlarım ona bent olmaz.
Affet Ya Rabbi
Affınla yeniden yeşert kalbimi?
Affet Ya Rabbi
İSRAF ETMEME İZİN VERME KENDİMİ...

AMİN..AMİN..AMİN...

...alıntı...